12 Mart 2010 Cuma

TePeTaKLaK...

By Sadi GÜRAN

Neden...
Bilmiyorum...
Ne zamandan beri...
Sanırım doğduğum gün...
Nasıl düzelir...
Düzelmese diyorum...
Ne yapmalı...
Beli sağlam tutmalı, beyne kan gidişini kontrol etmeli, arada derin nefesler almalı...

Şu havalar düzelsin istiyorum...
Ayaktan botlar çıksın, üstümüzden kazaklar! Derimizi yeni güneşlere verelim, nefesimiz bal koksun, yataklara çırılçıplak girelim, üşümeden... Deniz kokusu istiyorum, üzerimde ince bir elbise ile sahillere yayıldığım...
Her bahar aşık olan ben, bu baharı bir sevgili ile karşılıyorum... Geçip gidenlere, bırakıp gittiklerime inat bu adamın kalıcı olması büyüdüm mü demek oluyor?!... yoksa o hep böyle bir deli arıyordu da, yollar mı kesişti?
Çok yakında 30 oluyorum.... İlk beşini zar zor hatırladığım, son yirmibeşine beni, hayalleri, umutları, kızgınlıkları, kırıkları, bolca uhuyu, sıfır çocuğu sığdırdığım...
Bir sürü çocuğum olsun planı yapıyorum... Mesela bir futbol takımı kuracak kadar! Geç kalıyorum ama, bu gidişle ancak masa tenisi takımım olacak sanıyorum...
Ben bu iki ara bir dere havalardan sıkılıyorum...
Bazen yine çocuk olmak istiyorum... Daha mı rahattı diye merak ediyorum... Daha mı keyifliydim? Daha mı aptal? Daha mı sorumsuz yoksa büyüdükçe mi bu hale geldim ben?
Burçince diye bir dil geliştirmişim, öyle diyorlar... Konuşma araları söyleyip, yazdıklarıma "heh bu Burçince oldu" diyorlar...
Ben ne zaman ben olmaya başladım? Bitti mi tamamlanma sürecim, yoksa daha yolun başında mıyım?
Artık şişelerce içmiyorum... İçemiyorum sanırım... Hem daha topuklu giydiğimden olsa gerek, hem de şişede durduğu gibi bende durmadığını öğrendiğimden!
Bazen dehşet mutlu olmaktan dehşete kapılıyorum... Bazen de mutsuzluğumdan o kadar mutluyum ki, düzeltmeye çalışan olursa dünyayı dar ediyorum...
Pamuk'u çok özlüyorum...
Çok sevdiğinin etrafında olmaması ne demek hala kavrayamadım... Her sabah olmadığını hatırlayarak banyoya yürüyorum... Bana geriye kalan buzdolabımın üstünde bir resim ondan.... Bir de herkesden daha farklı gördüğüm rüyalarda kalbimi neşelendiren Pamuk kokusu!... Herkes uzaktan görürken ben rüyalarımda sarılıyorum, öpüyorum, seviyorum yumuşak kollarını... Çok seviyorum seni diyorum, ve çok özledim... Beni özlediğini söylemiyor hiç, ama bende seni çok seviyorum diyor! Gözlerimi açıyorum anlık mutlulukla, gerçek dışılığı farkedip bir sigara eşliğinde katıla katıla ağlıyorum sonra don gömlek....
Gitmediğim bir yerlere gitmek istiyorum... Şalterleri indirebiliyor muyuz bazen bu hayatta? Kısa bir süre bile olsa?... Olmuyor sanırım, başka bir ütopik istek benimki... Ama deneme amaçlı, bir dolu paralar verip, ses izole eden kulaklıklardan aldım kendime... Kendimi bile duymadığım!
Bu gece sevgilinin koynunda dalıcam uykulara, sarılacak bana, kaçamayacağım uzun süre sımsıkı doladığı kollarından, gecenin bir körü uyanıp iki dönüş arası öpmelerinden, kendinin bile şikayet edip benim çok sevdiğim horlamasından... Belki iyi gelir!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder